“Stobi” Antik Kenti

“Stobi” Antik Kenti

609
Paylaş
OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Eski Roma tarihçisi Livy’nin “…Stobis, vetus urbs…” ismiyle andığı Stobi antik kenti, Crna ve Vardar nehirlerinin birbirine karıştığı noktada yer alıyordu. Bir Roma eyaleti olan Makedonya’nın kuzeyindeki en büyük şehirdi. Sonradan Mekedonya Sekunda eyaletinin başkenti olan Stobi, Roma ve Erken Bizans İmparatorluklarının askeri, idari, ticari ve dini merkeziydi. Makedonya’nın ortasında, Ege Dünyası ve Orta Balkanlar’ın kesişim noktasında bulunan kent, eski çağlarda kültürel gelişmelerin beşiği olmuştur. Stobi kenti Helenistik dönemde, Makedon Kralı Beşinci Philip’in hükümdarlığından biraz önce kurulmuştur. Tuna’dan Ege Denizi’ne kadar giden Via Egnatia adlı yol üzerinde, Selanik’ten 160 km. uzaklıktaydı. Konumu itibariyle, Stobi önemli bir askeri, stratejik, ekonomik ve kültürel merkezdi. Pek çok tarihi ve edebi belge ve arkeolojik bulgular, Stobi antik kentindeki şehir hayatı, mimari yapılar ve hayat düzeni hakkında net bir fikir vermektedir. Son derece gelişmiş bir şehir toplumu ve kültürel gelişim düzeyi olduğu anlaşılmaktadır. Bu olgular göz önüne alındığında ve başka kaynakların ışığında, Stobi’nin kuruluşunun çok daha eskilere, M.Ö. 7. ya da 6. yüzyıllara dayandığı tahmin edilmektedir. Bazı bronz parçalar ve eski zamanlara ait seramik buluntular Neolitik ve Demir çağlarında bile burada yaşam olduğunu ortaya koymaktadır. Kentin erken ve orta Roma dönemlerinde oldukça gelişmiş bir düzeyde olduğu anlaşılmaktadır. “Municipium Stobensium” damgalı kendi sikkelerini basan kent, municipium seviyesine yükseltilmişti. Aynı zamanda “Denar” sikkeleri de burada basılıyordu. Kazılarda çeşitli anıt ve binalar ortaya çıkarılmıştır. Bunların arasında en önemlileri büyük tapınaklar ve tiyatrodur. Kent, Hristiyanlığın kabulünden sonra önemini yitirmemiş ve Başpikoposluk burada yer almıştır. Bu dönemden kalma pek çok kilise, bazilika, şahsi saray ve yapı bulunur. Ayrıca, Stobi’de 3. yüzyılda bir Yahudi cemaati de yaşamaktaydı. Bunun kanıtı olan sinagog, 4. yüzyılda yıkılmış ve kalıntıları üzerine bir bazilika inşa edilmiştir. 5. yüzyılın sonları ve 6. yüzyılın başlarında Avar ve Slav istilasında yakıp yıkılan kent, 518 yılında ise depremle yerle bir olmuştu. 6. yüzyılın ikinci yarısından kalma İmparator 2. Justin sikkelerinin ve 9 ila 12. yüzyıllara ait 23 Slav armasının yer aldığı nekropolisin bulunması, Stobi’de hayatın depremden sonra devam ettiğini ortaya koymaktadır. Kent yeniden inşa edilmiş ama eski refah ve ihtişamını yakalayamamıştır. Günümüzde bu arkeolojik alanın uluslararası otoyoldan E-75’e çıkarak kolayca ulaşılabilir olması Makedonya’daki önemli turistik merkezlerden biri olmasını sağlar. Geceleri aydınlatılan kent duvarları ve korunmuş anıtlar kentin güzelliğini daha çekici kılmaktadır.