Osmanlı İmparatorluğu devrinde köy, kasaba ve vilayetlerde kamu hizmetlerine ayrılan yerlerden biri de pazaryerleriydi. Osmanlılardan sonra da bu gelenek farklı diyarlarda sürdürülmüştür.

Mallarını daha uzak satış yerlerine gönderemeyenler, pazaryerlerinde kendileri satarlardı. Giderlerin daha az olması nedeniyle pazaryerlerindeki fiyatlar oldukça düşüktü. Bu nedenle de tüketiciler pazaryerlerine yoğun ilgi gösterirdi. Günümüzde de değişen bir şeyin olduğu söylenemez.

Hafta içinde sayısız pazarın kurulduğu Üsküp’te bir pazar var ki, bitevi Makedonya’daki pazarlar arasında en çok bilinenidir. Dolayısıyla en kalabalık olanıdır. Diğer yandan gelişen teknolojiye ve anakent yaşantısına ayak direyen yerlerden biri olan Bitpazarı, alışveriş açısından Üsküp’ün kalbinin attığı yerdir adeta.

Bitpazarı, kapladığı alan bakımından pek küçük sayılmayacak bir alışveriş yeridir. Gün geçtikçe gelişen Üsküp’te son yıllarda kurulan çağın modern alışveriş merkezleri kadar geniş imkânlar tanımasa da, mutlaka gezilmesi ve görülmesi gereken bir yerdir.

Çayır, Yahya Paşa, Dükkâncık ve Gazi Baba semtlerine çıkan yolların kesiştiği yerde bulunan Türk Çarşı’sının bünyesinde kurulan bu pazar, Üsküp’ün en eski pazarlarından olup, Osmanlı döneminden beri varlığını sürdürmektedir. Burası her şeyin alabildiğince bol ve ihtiyaçların rahatlıkla karşılanabileceği geniş ve ferah bir pazar özelliğine de sahiptir.

Özellikle göz alıcı renklerin hoş kokularla buluştuğu ve ünü Makedonya sınırlarını aşmış bu ünlü Üsküp pazarını dolaşmanın ve alışveriş yapmanın keyfine doyulmaz. Nerdeyse her türlü ihtiyacın karşılanacağı geniş bir alışveriş yelpazesi sunar ziyaretçilerine.

Bildiğimiz pazaryeri dağınıklığı yoktur bu pazarda. Sebze meyve tezgâhlarının, el sanatı ürünlerinin, giyim kuşamın yeri bellidir. Üsküp’ün yerlilerinin yanı sıra yabancıların da büyük ilgi gösterdiği pazarda et ve balıktan sebze meyveye, el dokuma ve sanat ürünlerinden giyim kuşama her şeyi bulabilirsiniz bu çarşıda.

Pazarın kurulduğu her gün gerçekten renkli geçer. Her keseye hitap eden meyve ve sebze türleri, her türlü kuru gıdalar ve çeşitli ihtiyaç maddelerinin çeşitliliği adeta bayram yerine çevirir pazarı.

Karnınız acıktıysa dert etmeyin. Bitpazarın gerek içinde gerekse hemen civarında bulunan kebapçı ya da lokantalar oldukça temiz ve düzenli ortamda hizmet vermektedir. Tercihiniz kebap ya da ev yemekleri olabilir. Hepsi için Bitpazar’da bol seçeneğiniz var. Bunların da fiyatları neredeyse pazaryeri hesaplılığında.

Gencinden yaşlısına, kadınından erkeğine, eğitimlisinden okumamışına kadar Makedonya’da yaşayan her milletten insanı ve bütün şehri görebilirsiniz orada. İçi daralanların, arkadaşlarıyla sohbet edip gezenlerin de tercih ettiği önemli vakit geçirme yeridir burası. Alışverişe gelenlerin kimi evinin gıda ihtiyacını, ucuz ve taze olarak almanın telaşındayken kimi de çoluk çocuğa uygun elbise ve ayakkabı bakmak ya da evine herhangi bir eşya almak hevesindedir.

Şimdiki pazarın civarında çok eski yıllarda Üsküp’te yetişen pırasa, biber, domates, patlıcan, patates, lahana, fasulye, tütünün yanı sıra çevre köy ve illerden gelen yemiş ve zerzevatın da satılmasına karşın, yerinin uygunluğu zaman içerisinde pazarın hızla büyümesini sağlamış ve günümüzde neredeyse Dükkâncık semtinin ara sokaklarına kadar genişlemiştir.

Bitpazar’da günümüzde yine ağırlıklı olarak yaş sebze ve meyve satılıyor. Bunu, daha çok hazır giyim ürünlerinden tekstil ve diğer eşyalar izliyor. Fakat ayakkabıdan saate, bujiteriden mutfak eşyasına kadar her şeyi bulmanız mümkün. Bitpazarı’nın bu denli ilgi görmesinin en önemli sebebi de belki bu çeşitlilik. Aranılan şey olmasa bile, bir benzerini bulma imkânının olduğu Bitpazarı, fiyatları itibarıyla mağaza, market ve manavların yanı sıra çevredeki diğer pazarlardan da uygun.

Bitpazarı’ndaki hareketlilik bir gün öncesinden, hatta geceden başlar. Sabah erkenden, müşteriler gelmeden tezgâhlar açılmış, üzerine satılacak mallar yerleştirilmiş olur. Üsküp civarındaki bahçelerden toplanan her rengin farklı tonlarındaki mevsim meyveleri ve tabii ki sebzeleri de tezgâhları süsler.

Siz pazara vardığınızda ortalık ana baba günü gibi olur. Pazaryeri her zamanki gibi insan selidir. Herkes kalabalığın içine karışmış ve birbirinin ayağına basmamak için dikkat etmeye çalışır neredeyse. Tezgâhlarda sebze ve meyvenin envai çeşidi gülümser sanki. Üsküp Halklar Tiyatrosu’na doğru biraz yürüyünce mutfak eşyaları, plastik kaplar, cd, kaset, cep telefonları, ayakkabı satanları görürsünüz.

Tezgâhların üzerine Makedonya’nın her yerinden peynirler dizilir. Beyaz peynir, tuzlu-tuzsuz ekşimik, kaşkaval peyniri çeşitleri renk cümbüşü oluşturur. Kahvaltı sofrasında peynirin eşi zeytin de gayet bol bu pazarda hem de en irisinden. Ayrıca üst üste yığılmış,  belki de hala ılık köy yumurtaları, sapsarı tereyağlar, sucuklar, kuru etler daha neler neler…

Kuru bakliyat ürünlerinin görüntüsü de bir başka keyif verir insana. Başka hiçbir yerde aynı kalitede kolayca bulamayacağınız Gostivar civarının fasulyesi ve Koçana kasabasının pirinci de, bu diyara özgü tat ve lezzete sahip. Kehribar renginin bütün tonlarındaki bal kavanozları özenle tezgâhlara yerleştirilmiş. Peteklisi, süzmesi, pamuk, orman, kekik, akasya ve diğer çiçek balları…

Köylü kadınların kendi ihtiyaçlarını karşılamak için pazara sepette veya bir teneke içerisinde satmaya getirdikleri, yumurtaları ve kendi bahçelerinde yetiştirdikleri sebze ve meyve türleri, her zamanki gibi şehirlilere farklı tatlar yaşatmaya devam ediyor.

Satıcılar da en az sattıkları mallar kadar renkli ve değişikler. Genci, yaşlısı ve çocuğu, herkes bir şeyler satmaya çalışıyor. Satıcıların müşteri çekmek için yaptıkları inanılmaz rekabet oyunları ya da kalitenin veya ucuzluğun eğlenceli çekişmesi görülmeye değer. Ve tabii ki daha ucuz ve taze gıda maddelerini ve farklı kullanım amacına sahip çeşitli eşyaları alabilmenin telaşında olan Balkan milletinden insanlar.

Şöyle gidip bir uçtan bir uca dolaşayım belki bir şeyler alırım dediğiniz Bitpazar’da, gezinti heyecanınız hiç bitmeden yorulursunuz. Zaman ilerledikçe pazar daha bir kalabalıklaşır. Siz de farkında olmadan ellerinizi poşetle doldurup, epey de alışveriş yapıp zamanın nasıl geçtiğini anlamadan akşamı etmiş olursunuz.

Batmakta olan güneşin Bitpazar’daki son gölgelerini, günün o yorgun esnafını kendi hallerine bırakıp pazardan ayrıldığınızda sizden yakınacak ya da size darılıp gücenecek duyguların bedeninizde biriktiğini bile hissedersiniz.

Pazardan ayrıldığınızda, gözden kayboluncaya kadar da Bitpazar’a şöyle bir dönüp bakmak hissedersiniz neredeyse. Bu elveda yüklü anlamlı bakış; kalabalıkların bol olduğu pazarın en hareketli saatleri size dert yanmasın, daha sonra yalnızlık çekmeye başlayacak diğer anları kıskandırmasın ve bu nedenle ona moral olsun diyedir belki de.

Bitpazarın hareketliliği güneşin yavaş yavaş batması ile birlikte azalır ve akşam ezanından sonra ortalık iyice sakinleşir. Akşamın ilk ışıklarıyla beraber artık pazarın da toplanma vakti gelir. Eşyalar kutulara, kuru gıdalar, meyve ve sebzeler kasalara yerleştirilir. Sonra tezgâhların üstü su geçirmez kalın brandalarla kapatılır. Bir iki saat sonra, pazaryerindeki tüm tezgâhlar boş, satıcılar çoktan gitmiş ya da işleri gecikenler de gece yarısına doğru evlerinin yolunu tutmuş olurlar.

Günün gürültüsü, bağrışmalar, pazarlıklar, renkler, kokular gecenin karanlığında yavaşça eriyip kaybolur. Farklı milletlerin, dillerin birbirine karıştığı, insanların gündelik dertlerinden uzaklaştığı alışveriş coşkusu sona erir.

Bu terkedilmiş gibi kederli duran tezgâhların böyle bir gün yaşamış olmalarına inanmak zor. Ama bu pazaryerinde ertesi sabah yine aynı hareketliliğin ve renkliliğin yaşanacağını bilmek, keyiflendirir insanı.

El ve ayağın çekildiği pazaryerinde ambalaj artıkları, çürük sebze ve meyve artıkları kalır. Onları da pazarın temizlik görevlileri temizleyip sabaha bir önceki günkü canlılıktan eser bırakmayacaklardır. Ortalıkta rızık peşinde koşan kedi ve köpekler kalacak sadece!

Ve kim bilir kaç asırlık Bitpazar yine bin bir özlemle bekleyecek bir dahaki günün sabahını tarihi Türk Çarşısı’nın kendine has o mütevazi köşesinde…

Facebook yorumlar